Sevgili arkadaşlar geçenlerde cuma namazına gitmiştim acayip komik şeyler gözümün önünde gerçekleşti ve burada sizlerle paylaşmak istedim, yer Lüleburgaz yaman hotel civarındaki bir camii ismi şu anda aklıma gelmiyor her neyse biz kartonpiyer işi yapıyorduk ve 2 kişi çıktık ben bizim sinan abinin peşinden gidiyodum galiba bi anda bi akıma kapılır gibi durmadan habire ilerliyoruz ama caminin içinden çıktık artık labirent gibi dolaşıyoruz, köprüden geçiyoruz kapılardan geçiyoruz neyse en sonunda bi yer buldum oturdum. Tam verilen bilgileri dinlerken odanın kapısı çok kısa olduğundan dolayı bir dayı geldi genç birisi selvi boylu bişey gelir gelmez drawn diye kafayı bir vurmaz mı beni bir gülme aldı ama zar zor tuttum arasıra kıh mıh yapsamda :D Sonra oturmaya devam ediyoruz birazda erken gittim o yüzden, içeri yaşlı bir dede girdi birde içerde oturmaya yer kalmayınca bir labirent daha açtı adamlar :) sonra demin gelen dede ön safta oturmadan başladı etrafı ayakta izlemeye o sırada olay adam geldi, onlarda iki kişi bişeyler anlatarak girdi içeri bizim dede onları görünce yer göstermek istedi ve adama dedi şurası boş oraya geçebilirsiniz falan adamın cevabı o kadar komik ve alaycıydı ki şöyle bişeyler söylemişti, "yapma yaaw, teşekkür ederim, hürmetler sunarım" falan ben zaten koptum orda ve çok hoşuma gitmişti o gün :)
Burda ne kadar anlatsamda göz görmeyince insan pek anlamıyor umarım hayatınız hep komedi geer.
18 Mayıs 2010 Salı
8 Mayıs 2010 Cumartesi
Çocukları sevin
Merhaba arkadaşlar,
Çocuklardan bahsetmek istedim biraz, çocuklar ne kadar yaramazda olsa belli bir yaşa kadar onları yaptıklarını ettiklerini kafamıza takmamamız gerekiyor, belki ailesi ile aranız kötü olabilir fakat o bakış açınızı çocuklara yansıtmayın, neden derseniz ailesi çocuklarına sizin hakkınızda yalan bilgiler verebilir fakat siz tersini yaparsanız çocuklar bir iki derken ailesinin onu yanlış yönlendirdiğini düşünecek ne kadar aptal da olsa bir insan illaki farkına varır.
Mesela kendimden örnekler vererek konuyu açıklığa kavuşturayım, ben kendim çocukluğumu hiç yaşayamadım desem hiç de yersiz ve yalan olmaz çünkü bizim çocukluğumuzda büyükler hep önümüzü kesmiştir ve yaptığımız bir iş onlar için yanlışsa kesinlikle engellenmiştir, biz böyle büyüdüğümüz için belirli bir noktadan sonra asileşiyoruz asileşmenin sırrıda artık bize maddi yönden yapılamayacak kadar kuvvetlenmemiz, yani önceden elimizde güç olmadığı için herşeye boynumuz eğiyorduk ve yarıda bırakıyorduk işimizi. Şimdi ise yapmak istediğimiz şeyi yapmak için asileşyiroz velhasılkelam o yüzden çocuklarımıza ve yakındaki akrabalarımızın veya yabancı birisinin çocuğunu ezik bir durumda farkedersek ona elimizi uzatalım, yani karşımızda iki çocuk var ve birisi iddialı birisi gariban iddialı olana herkez gülümseyerek şakalı bir şekilde takılma haraketleri yapar gariban çocuk uzaktan bunu seyreder ve gitgide içine kapanır insanlara açılamaz toplumun içinde unutulur gider veya sürekli dalga konusu olur. Bunlar bizim yetiştiğimiz çocuklukla ilgili olduğunu düşünüyorum çünkü bende çok kapanık büyüdüm ama sonunda ya çok şımarıyorsunuz ya da hepten kaybolup gidiyorsunuz, bu anlattığım konuda bir kere denk gelmişti başıma ve çocuk açısından düşündüm ve üzüldüm gittim sırtını sıvazladım herkezin dikkat konusu olan iddialı çocuk yerine tam tersine gariban olana takıldım ve çocuğun kendisine olan öz güvenini kazanmasına yardımcı olmak istedim nitekim faydası olduğunu da düşünüyorum, çünkü benimle ne zaman karşılaşsa kendi arkadaşı gibi takılır ve yardımcı olmam için istekler ister bunlar dışardan bakınca gıcıklık gibi görünebilir ama bir insan sizden yardım istiyorsa ve bu çocuksa demek ki sizainle arası iyi ki sizin seviyenize ya çıkıyor ya da siz onun seviyesine iniyorsunuz.
Bu yüzden kim olursa olsun, kimin olursa olsun, ne olursa olsun çocuklara hep sevecenlikle yaklaşmalıyız, onun tipi sizin gıcığınıza gidebilir, gayet doğal bişey ancak bunu ona histtirmemek gerekir. Zaten zamanla diğer güzel çocuklar sizin bakışınızca normal olacak ve diğer gıcık olduğunuz çocuğa aslında aşık olduğunuzu göreceksiniz çünkü bilirsiniz ki en zor aşklar öfke ile başlar, çocuğa aşık olmak derken sevgili mahiyetinde bahsetmedim sadece ona daha çok sevginizi göstereceksiniz, eğer inanmıyorsanız kendi örneklerimden bahsedebilirim ve benim hayatımda ne kadar tipi ilginç gelen dostum, arkadaşım varsa hep tipleri dolayısıyla arkadaşlık kurmuşumdur ve sonradan onların gereçkten iyi insan olduklarını keşfetmişimdir.
Saygılarımla...
Çocuklardan bahsetmek istedim biraz, çocuklar ne kadar yaramazda olsa belli bir yaşa kadar onları yaptıklarını ettiklerini kafamıza takmamamız gerekiyor, belki ailesi ile aranız kötü olabilir fakat o bakış açınızı çocuklara yansıtmayın, neden derseniz ailesi çocuklarına sizin hakkınızda yalan bilgiler verebilir fakat siz tersini yaparsanız çocuklar bir iki derken ailesinin onu yanlış yönlendirdiğini düşünecek ne kadar aptal da olsa bir insan illaki farkına varır.
Mesela kendimden örnekler vererek konuyu açıklığa kavuşturayım, ben kendim çocukluğumu hiç yaşayamadım desem hiç de yersiz ve yalan olmaz çünkü bizim çocukluğumuzda büyükler hep önümüzü kesmiştir ve yaptığımız bir iş onlar için yanlışsa kesinlikle engellenmiştir, biz böyle büyüdüğümüz için belirli bir noktadan sonra asileşiyoruz asileşmenin sırrıda artık bize maddi yönden yapılamayacak kadar kuvvetlenmemiz, yani önceden elimizde güç olmadığı için herşeye boynumuz eğiyorduk ve yarıda bırakıyorduk işimizi. Şimdi ise yapmak istediğimiz şeyi yapmak için asileşyiroz velhasılkelam o yüzden çocuklarımıza ve yakındaki akrabalarımızın veya yabancı birisinin çocuğunu ezik bir durumda farkedersek ona elimizi uzatalım, yani karşımızda iki çocuk var ve birisi iddialı birisi gariban iddialı olana herkez gülümseyerek şakalı bir şekilde takılma haraketleri yapar gariban çocuk uzaktan bunu seyreder ve gitgide içine kapanır insanlara açılamaz toplumun içinde unutulur gider veya sürekli dalga konusu olur. Bunlar bizim yetiştiğimiz çocuklukla ilgili olduğunu düşünüyorum çünkü bende çok kapanık büyüdüm ama sonunda ya çok şımarıyorsunuz ya da hepten kaybolup gidiyorsunuz, bu anlattığım konuda bir kere denk gelmişti başıma ve çocuk açısından düşündüm ve üzüldüm gittim sırtını sıvazladım herkezin dikkat konusu olan iddialı çocuk yerine tam tersine gariban olana takıldım ve çocuğun kendisine olan öz güvenini kazanmasına yardımcı olmak istedim nitekim faydası olduğunu da düşünüyorum, çünkü benimle ne zaman karşılaşsa kendi arkadaşı gibi takılır ve yardımcı olmam için istekler ister bunlar dışardan bakınca gıcıklık gibi görünebilir ama bir insan sizden yardım istiyorsa ve bu çocuksa demek ki sizainle arası iyi ki sizin seviyenize ya çıkıyor ya da siz onun seviyesine iniyorsunuz.
Bu yüzden kim olursa olsun, kimin olursa olsun, ne olursa olsun çocuklara hep sevecenlikle yaklaşmalıyız, onun tipi sizin gıcığınıza gidebilir, gayet doğal bişey ancak bunu ona histtirmemek gerekir. Zaten zamanla diğer güzel çocuklar sizin bakışınızca normal olacak ve diğer gıcık olduğunuz çocuğa aslında aşık olduğunuzu göreceksiniz çünkü bilirsiniz ki en zor aşklar öfke ile başlar, çocuğa aşık olmak derken sevgili mahiyetinde bahsetmedim sadece ona daha çok sevginizi göstereceksiniz, eğer inanmıyorsanız kendi örneklerimden bahsedebilirim ve benim hayatımda ne kadar tipi ilginç gelen dostum, arkadaşım varsa hep tipleri dolayısıyla arkadaşlık kurmuşumdur ve sonradan onların gereçkten iyi insan olduklarını keşfetmişimdir.
Saygılarımla...
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Moral vermek
Mesela bir arkadaşınız var ve bir işi başarmakta güçlük çekiyor, buna canı gönülden inanın ki ona bir moral vermek o işi çok daha çabuk kavramasına ve başarılı bir şekilde tamamlamasına neden olabilir.
Çünkü insanoğlu karşıdaki insanın eliyle sırtını sıvazlamasından bir çok güven kazanır. Bunu her şekilde düşünebilirsiniz, mesela evladınız ders çalışırken ona sürekli bağırıp terslemek yerine "benim evladım yapar" gibi teselli ve moral veren cümleler kullanmak çok doğrudur. Bunun yaşanmış örnekleri kendi hayatınızda bile mevcuttur. Eğer mevcut değilse sizin aileniz veya çevreniz gerçekten dört dörtlük bir davranış sergilemiş demektir.
Her neyse anlatmak istediğimi umarım anlamışsınızdır, bu bahsettiğim konu evladınız değilde bir öğrenciniz olabilir veya bir çalışanınız veyahut bir arkadaşınız, ama kim olursa olsun herkez moral'e ihtiyaç duyar ve bunun faydasını sizlerde göreceksiniz.
Çünkü insanoğlu karşıdaki insanın eliyle sırtını sıvazlamasından bir çok güven kazanır. Bunu her şekilde düşünebilirsiniz, mesela evladınız ders çalışırken ona sürekli bağırıp terslemek yerine "benim evladım yapar" gibi teselli ve moral veren cümleler kullanmak çok doğrudur. Bunun yaşanmış örnekleri kendi hayatınızda bile mevcuttur. Eğer mevcut değilse sizin aileniz veya çevreniz gerçekten dört dörtlük bir davranış sergilemiş demektir.
Her neyse anlatmak istediğimi umarım anlamışsınızdır, bu bahsettiğim konu evladınız değilde bir öğrenciniz olabilir veya bir çalışanınız veyahut bir arkadaşınız, ama kim olursa olsun herkez moral'e ihtiyaç duyar ve bunun faydasını sizlerde göreceksiniz.
Bisiklet kullanmak

Bisiklet'in hayatımızdaki yeri ve önemi çok büyüktür ve bunun farkına şu anda kimse kolay kolay varmamıştır. Motosiklet'de bisiklet kadar önemlidir fakat bisiklet sadece kendi enerjimizle gidiyor ve fazla masrafı bulunmuyor, o yüzden hayatımızda bazı işlerimize motorlu taşıtlarımızı değilde bisikletimiz ile işlerimizi halledersek çok güzel ve tasarruflu oluruz.
Tabikisi otomobilin ve motosikletin yeri ayrı fakat gereğinden fazla kullanmak hem kendimize hem de ülkemizin ve yaşadığımız şehirin trafiğine olsun havasına olsun zarar teşkil edecektir.
Bisiklet kullanımını genişletmeliyiz ve yer yer bisiklet turları yapıp otomobil ile hemen geçtiğimiz gezme noktalarını daha iyi inceleyerek ve resim, video çekerek o anlarımızı ölümsüzleştirebiliriz.
Gürültülerden ve kirlilikten uzak bir hayat için...
Kendi kendine konuşmak
Birçoğumuz sokakta veya her an kendi kendine konuşan veya gülen insanlara enteresanmış gibi gözler ile bakarız, aslında bunu kendimizd biliyoruz ki hatta kendimizde bazen yaşıyoruz, tamamen doğal bir davranış şekli olduğunu biliyoruz. Nedense başka insanlara kendimizi üstün tanımlama gayretine kapılıp sanki kendimiz kafamızı dinlerken aklımıza gelen geçmiş bir olayı hatırlayınca gülmüyormuşuz gibi.
Kendi kendine gülmek veya konuşmak aslında bir anormallik değildir, anormal olan robotluktur, insan kendisiyle barışık olmalıdır bazı şeyleri kendisiyle paylaşmalıdır. Bir çoğumuz geçmişteki yaşadıklarını gözönünden geçirirken bir çok hatasını keşfetmiştir.
Bir insan kendi kendine gülüyorsa ona aptal, deli vb. gibi düşünerek bakmak çok yanlıştır. Bugüne kadar hep yanımızdaki insanlara bunun yanlış olduğunu hissettirerek olaya baktık, fakat şimdikten sonra artık onun normal bir davranış olduğu gözüyle bakmalıyız, bi nevi zararın neresinden dönersen kârdır anlamıyla bakacağız.
Kendi kendine gülmek veya konuşmak aslında bir anormallik değildir, anormal olan robotluktur, insan kendisiyle barışık olmalıdır bazı şeyleri kendisiyle paylaşmalıdır. Bir çoğumuz geçmişteki yaşadıklarını gözönünden geçirirken bir çok hatasını keşfetmiştir.
Bir insan kendi kendine gülüyorsa ona aptal, deli vb. gibi düşünerek bakmak çok yanlıştır. Bugüne kadar hep yanımızdaki insanlara bunun yanlış olduğunu hissettirerek olaya baktık, fakat şimdikten sonra artık onun normal bir davranış olduğu gözüyle bakmalıyız, bi nevi zararın neresinden dönersen kârdır anlamıyla bakacağız.
27 Nisan 2010 Salı
Çalar saat kavramı
Geçenlerde farkına vardığım bir şeyden bahsetmek istiyorum,
İşe gitmeden önce saatim her sabah düzenli olarak 07:30 civarına ayarlıydı ve biraz erteleyerek aşağı yukarı o saatlerde kalkıyordum. Daha sonra vücudum alıştı ve alarm çalmadan artık ben uyanmaya başladım. Yani insan vücudu alışınca istediğiniz saat olsun, istediğiniz zaman kalkabiliyorsunuz ve bunu diğer bir sürü örneklere benzetebiliriz.
Erken kalkmak çok iyi bir durumdur. Tatil zamanlarınızda bile çok geç saatlere kadar yatmayın! Önemli olan vücudun yeteri kadar dinlenmesi ve aşırıya kaçılmamasıdır.
Şunuda unutmayalım; İnsan çalışmadığı zaman günden güne yorulur ve çok bitkin bir hal alır, o yüzden atalarımızın dediğine kulak verelim:
"Erken kalkan, yol alır!"
İşe gitmeden önce saatim her sabah düzenli olarak 07:30 civarına ayarlıydı ve biraz erteleyerek aşağı yukarı o saatlerde kalkıyordum. Daha sonra vücudum alıştı ve alarm çalmadan artık ben uyanmaya başladım. Yani insan vücudu alışınca istediğiniz saat olsun, istediğiniz zaman kalkabiliyorsunuz ve bunu diğer bir sürü örneklere benzetebiliriz.
Erken kalkmak çok iyi bir durumdur. Tatil zamanlarınızda bile çok geç saatlere kadar yatmayın! Önemli olan vücudun yeteri kadar dinlenmesi ve aşırıya kaçılmamasıdır.
Şunuda unutmayalım; İnsan çalışmadığı zaman günden güne yorulur ve çok bitkin bir hal alır, o yüzden atalarımızın dediğine kulak verelim:
"Erken kalkan, yol alır!"
24 Nisan 2010 Cumartesi
Otomobillere karşı dikkatli olun!
Bundan yaklaşık bir sene önce falan bir gece akrabalarım ile çarşıya gezmeye giderken virajı dönen bir volkswagen transporter kasti olarak üzerime sürdü ve diyeceksiniz ki kasti olduğunu nereden anladın çünkü ben kendimi kenara attığım halde aracı hala üzerime sürmeye devam etti, karanlık olduğu için içeriyi göremedim ve olaydan sonra 3 ihtimal vardı;
1- Adam tanıdık olabilirdi (O tür bir araç sahibi hiç bir arkadaşım ve tanıdığım yok)
2- Adam alkollüydü ve virajı alamadı.
3- Ve son ihtimalde adam tipimi beğenmedi ve bunun yaşamadı sakıncalı olabilir dedi ve üzerime sürdü.
Bu olayda benim önüm araca dönük olmayabilirdi ve arkadan aracın altına alıp beni feci bir şekilde öldürebilirdi. Bu yüzden Allah'a şükürler olsun, bir araç karşınızdan geldiğinde kendinizi zıplayarak aracın üzerinden aşırabilirsiniz ufak yaralanmalar ile kurtulabilirsiniz ancak araçlara arkanızı dönerek gitmek çok yanlış hatta trafik kurallarında bile böyle bir kural vardır. Yolun daima solundan gidilir diye. Size şöyle bir bilgide veriyim ki eğer gece vakti yolda yürüyorsanız ve arkanızdan bir araç geliyorsa araç yanınızdan geçerken gölgeniz sağa veya sola kayar şekildedir, eğer ki gölgeniz olduğu gibi duruyor ve sadece büyüyor ise kendinizi güvene almanız gerekir ve bu anlattığım olay anlık gerçekleşmesi gereken birşeydir aksi takdirde çok geç olabilir ve ALLAH göstermesin sevdiklerinizden sonsuza kadar ayrı olabilirsiniz.
Trafik kurallarına uyalım, uymakta direnenler varsa gerekeni mutlaka yapalım!
1- Adam tanıdık olabilirdi (O tür bir araç sahibi hiç bir arkadaşım ve tanıdığım yok)
2- Adam alkollüydü ve virajı alamadı.
3- Ve son ihtimalde adam tipimi beğenmedi ve bunun yaşamadı sakıncalı olabilir dedi ve üzerime sürdü.
Bu olayda benim önüm araca dönük olmayabilirdi ve arkadan aracın altına alıp beni feci bir şekilde öldürebilirdi. Bu yüzden Allah'a şükürler olsun, bir araç karşınızdan geldiğinde kendinizi zıplayarak aracın üzerinden aşırabilirsiniz ufak yaralanmalar ile kurtulabilirsiniz ancak araçlara arkanızı dönerek gitmek çok yanlış hatta trafik kurallarında bile böyle bir kural vardır. Yolun daima solundan gidilir diye. Size şöyle bir bilgide veriyim ki eğer gece vakti yolda yürüyorsanız ve arkanızdan bir araç geliyorsa araç yanınızdan geçerken gölgeniz sağa veya sola kayar şekildedir, eğer ki gölgeniz olduğu gibi duruyor ve sadece büyüyor ise kendinizi güvene almanız gerekir ve bu anlattığım olay anlık gerçekleşmesi gereken birşeydir aksi takdirde çok geç olabilir ve ALLAH göstermesin sevdiklerinizden sonsuza kadar ayrı olabilirsiniz.
Trafik kurallarına uyalım, uymakta direnenler varsa gerekeni mutlaka yapalım!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)